İçeriğe geç
Anasayfa » Pozitif Liderlik

Pozitif Liderlik

Yaşamla mücadele mi ediyorsunuz, yoksa kolaylıkla ilerliyor musunuz?

Haydi bugün aynı şirkette çalışan iki farklı insana yakından bakalım. Bu iki insanı mutlaka tanıyorsunuz.

Birinci kişiye Ayşe diyelim. Büyük kurumsal bir şirkette bir ekip yönetiyor. Sabahları yataktan çok yorgun kalkıyor. Kalkar kalkmaz ilk gördüğü şey pencerenin önündeki artık çiçek açmayan, biraz da hasta görünen menekşe. Eskiden çiçeklere bakmayı çok severdi, her gün onlarla konuşup, sularını verir, bakımlarını yapardı. Şimdiyse sadece sulayacak kadar vakti zor buluyor. Sabah ilk iş birkaç kahve içiyor ki kendine gelebilsin. İşe gitmeden önce çocukların kahvaltısını hazırlıyor, onları okula hazırlıyor. Yoğun bir koşuşturmayla önce çocukları okula bırakıyor, sonra işe gidiyor.

İşte bir sürü e-mail, o toplantıdan bu toplantıya koşturuyor. Hiçbir işi tam istediği gibi bitiremeden yeni bir sorun, yeni bir işle karşılaşıyor. Bu yoğunlukta hem yorgun hem eksik hissediyor. Hiçbir işe yetişemiyor. Bir taraftan müdürünün istek ve beklentilerini karşılamaya çalışırken diğer taraftan ekibinin taleplerini dinliyor. Herkesin beklentilerini karşılamaya çalışırken kimseye kendi ihtiyaçlarını anlatamıyor.

Uzun süredir terfi bekliyor, ancak aynı işyerinde bir başka yönetici daha var, Leyla. Beklediği terfiyi Leyla aldı, üstelik, ondan çok daha geç işe başlamasına rağmen. Buna anlam veremiyor. Biraz kıskançlık, biraz benden neyi farklı yapıyor merakı içinde onu izliyor.

İş bitiminde yorgun argın eve geldiğinde akşam yemeği, evin toplanması, çocukların ödevlerine yardım, üstüne akşam işyerinden gelen e-mail ve telefonlar derken gecenin sonunda koltuğa yığılıp kalıyor. Ne eşiyle ne çocuklarıyla, ne de arkadaşlarıyla gerçekten kaliteli, iyi zaman geçirmeyeli çok zaman olmuş. En son ne zaman spor yaptığını bile hatırlamıyor. Her bunları düşündüğünde “yarın başka olacak” diye kendine söz veriyor ancak ertesi gün yine bu karmaşanın içinde bir o yana bir bu yana savruluyor.

 

Leyla ise, işe gireli çok uzun zaman geçmemiş olmasına rağmen, terfi aldı. Ayşe ile aynı iş yükünü taşıyor ve benzer ekipleri var. Leyla’nın da daha küçük yaşlarda iki çocuğu var. Leyla sabahları zinde, uykusunu almış şekilde ve keyifli bir şekilde kalkıyor.
İşyerinde ekibiyle dürüst ve rahat bir ilişkisi var. İşleri kolaylıkla ve beklentilere uygun şekilde tamamlıyorlar. Onunla çalışmak çok keyifli. Herkesin içindeki en iyi yönü bulup çıkarıyor, ekibinin güçlü yönlerine odaklanıyor ve bu güçlü yönleri kullanarak işlerini en verimli ve doğru şekilde yapmalarına destek oluyor. Her zaman herkese saygılı ve olumlu. Şirket çalışanları onun ekibinde yer almak için can atıyorlar.

Leyla, tatlıya çok düşkün, ancak dengeli ve sağlıklı bir şekilde beslenmeye dikkat ediyor. Düzenli olarak spora gidiyor, kendisine ve ailesine kaliteli zaman ayırıyor. Düzenli olarak arkadaşlarıyla buluşuyor. Aynı zamanda bir STK’da etkin bir rol alıyor.

Ayşe ve Leyla’ya bakalım, iki birbirinden çoook farklı insan gibi görünüyorlar değil mi? Oysa geçmişlerine baktığımızda benzer okullarda okumuş, benzer ortamlarda büyümüş, benzer fırsatlara sahip olduklarını görüyoruz.
30’lu yaşlarının sonlarında Ayşe yaşamla debelenirken, Leyla gelişmiş ve yaşamda kolaylıkla ilerliyor.

Leyla ile Ayşe’nin yaşamında keyif, verimlilik, üretkenlik olarak bakıldığında 10 kat kadar fark olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle pozitif liderlere 10x liderler diyoruz. 10x liderler her şeyin kolaylıkla zahmetsizce yapabiliyorlar. Onlarla çalışmak kolay ve keyifli geliyor. Etrafındaki herkesin güçlü yanlarını ortaya çıkarabiliyorlar. Ekiplerinin ve çalıştıkları şirketin gelişimine destek oluyorlar.

10x liderler en iyi müdür, en iyi eş, en iyi arkadaş olarak görünüyorlar.

Brian Tracy “Hiçbir unvanınız veya pozisyonunuz olmasa bile, insanların gönüllü olarak takip edeceği türden bir lider olun.” sözünde 10x liderlerden bahsediyor.

Siz kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz, yaşamınızı Ayşe gibi mi, Leyla gibi yaşıyorsunuz? Ekibinizdeki insanlar sizden kaçıyor mu, yoksa gönüllü olarak takip ediyorlar mı?

Yaşamınızı debelenerek mi geçiriyorsunuz, yoksa kolaylıkla mı?